Sağlıklı Zihin Olmadan Sağlıklı Toplum Olmaz Prof. Dr. Kürşat Şahin Yıldırımer ile Özel Söyleşi

Uluslararası akademik camiada yayımladığı bilimsel çalışmalar, disiplinlerarası araştırmaları ve toplum ruh sağlığına yönelik projeleriyle adından sıkça söz ettiren Prof. Dr. Kürşat Şahin Yıldırımer, kamu yönetimi ile psikoloji arasındaki kritik ilişkiyi değerlendirdi. Bilimsel üretkenliği, saha deneyimi ve toplumsal sorunlara çözüm odaklı yaklaşımıyla dikkat çeken Yıldırımer, bu söyleşide “sağlıklı zihin–sağlıklı devlet” ilişkisini nörobilimsel veriler ışığında anlattı.

Hocam, “Sağlıklı Zihin Olmadan Sağlıklı Devlet Olmaz” diyorsunuz. Bu yaklaşımınızın temelini nasıl açıklarsınız?

Prof. Dr. Kürşat Şahin Yıldırımer: Kamu hizmeti yalnızca teknik görevlerin yerine getirildiği bir alan değildir; devlet ile toplum arasındaki güven ilişkisinin her gün yeniden üretildiği psikososyal bir zemindir. Bu nedenle kamu görevlilerinin psikolojik dayanıklılığıbireysel değil, kamusal bir sorumluluk alanıdır. Çünkü zihinsel sağlık doğrudan karar kalitesini, etik tutumu ve iletişimi etkiler.

Günümüzde kamu çalışanlarının psikolojik durumunu etkileyen en önemli risk faktörleri nelerdir hocam?

Yıldırımer: Artan stres yükü, tükenmişlik sendromu, bağımlılık davranışları ve duygusal regülasyon sorunları en kritik başlıklar. Bunlar yalnızca kişinin yaşam kalitesini düşürmez; aynı zamanda karar verme süreçlerini ve toplumsal sorumluluk bilincini de zayıflatır. Özellikle kamu hizmetinde bu etkiler çok daha kritik sonuçlar doğurur.

Hocam nörobilim bu konuda bize ne söylüyor?

Yıldırımer: Nörobilim, davranışın sadece irade ürünü olmadığını gösteriyor. Robert Sapolsky’nin çalışmalarına göre kronik stres, planlama ve etik muhakemeden sorumlu prefrontal korteksin işlevini zayıflatıyor. Bu da sabırsızlık, empati kaybı ve hatalı kararlar anlamına gelebilir. Kamu görevinde bu tür bilişsel zayıflamalar yalnızca bireysel değil kamusal sonuçlar doğurur. Bipolar Bozukluk hakkındaki bu yazımız ilginizi çekebilir.

Karar alma süreçlerinde duyguların rolü hakkında ne düşünüyorsunuz hocam?

Yıldırımer: Antonio Damasio’nun somatik belirteç kuramı çok önemli bir gerçeği ortaya koyar: İnsan yalnızca mantıkla karar vermez. Duygusal sistemler bozulduğunda sağlıklı karar verme kapasitesi de bozulur. Bu nedenle psikolojik sorunları görmezden gelmek kurumsal hatalara ve etik ihlallere zemin hazırlayabilir.

Hocam bağımlılık konusunu özellikle vurguluyorsunuz. Neden?

Yıldırımer: Çünkü modern bilim bağımlılığı irade zayıflığı değil, beyin hastalığı olarak tanımlar. Dopamin sistemindeki bozulma risk algısını azaltır ve dürtü kontrolünü zayıflatır. Böyle bir durumda kamu görevlisinin performansı değil, sorumluluk kapasitesi bile zarar görebilir.

Kurumsal yapıların psikolojiyle ilişkisi konusunda dikkat çektiğiniz bir kavram var: “rol güvenliği paradoksu.” Bunu biraz açıklar mısınız hocam?

Yıldırımer: Kişi kendisini sistem tarafından dokunulmaz hissederse öz denetim mekanizması zayıflayabilir. Bu nedenle düzenli psikolojik değerlendirme sistemleri cezalandırıcı değil koruyucu mekanizma olarak tasarlanmalıdır. Amaç suç bulmak değil, erken destek sağlamaktır. İlişkilerde Güven Problemi hakkında yazdığımız bu yazı ilginizi çekebilir.

Bu noktada çözüm öneriniz nedir hocam?

Yıldırımer: Kamu personelinin belirli aralıklarla bilimsel geçerliliği kanıtlanmış psikolojik değerlendirmelerden geçmesi gerekir. Ancak bu süreç etik ilkelerle yürütülmeli; gizlilik korunmalı ve risk saptanan kişiler için rehabilitasyon programları devreye sokulmalıdır. Böyle bir sistem denetim değil, sağlık politikasıdır.

Hocam son olarak, bu yaklaşımın toplumsal etkisini nasıl özetlersiniz?

Yıldırımer: Aslında mesele yalnızca çalışan sağlığı değildir; mesele toplumun devlete duyduğu güvenin sürdürülebilirliğidir. Kurumsal güven bireysel psikolojik sağlamlıküzerine inşa edilir. Sağlıklı zihin yapısına sahip kamu görevlisi daha adil, daha empatik ve daha etik davranır. Bu nedenle psikolojik değerlendirme modern devlet için lüks değil gerekliliktir.

Uluslararası akademik çalışmalarıyla bilim dünyasında saygın bir yer edinen Prof. Dr. Kürşat Şahin Yıldırımer’in şu sözleri röportajın en çarpıcı cümlesi olarak hafızalara kazınıyor:

“Davranış, beynin o anki durumunun yansımasıdır. Eğer kamu hizmetinde niteliği yükseltmek istiyorsak, o hizmeti sunan insanların zihinsel sağlığını sistemli biçimde desteklemek zorundayız.”

Bilimsel verilerle temellendirdiği bu yaklaşım, yalnızca psikoloji alanına değil; kamu yönetimi anlayışına da yeni bir perspektif kazandırıyor. Bu güzel röportaj için hocamıza ayrıca teşekkür ediyorum. Hocamızın güncel yazılarını Prof. Dr. Kürşat Şahin YıldırımerWebsitesi üzerinden takip edebilirsiniz.

Başa dön tuşu